Marvis, Almanya’dan Türkiye’ye gelen bir turist değil. İstanbul’a geliş nedeni, endüstriyel tasarım alanında bir Erasmus dönemi geçirmek. Yaklaşık bir aydır Türkiye’de bulunan Marvis, bu süre boyunca hem şehre hem de günlük yaşama dair pek çok yeni deneyim edinmiş.
Türkiye’ye ilk geldiği anı anlatırken hissettiği duygu net:
“İlk izlenimim çoğunlukla bunalmış hissetmekti.”
Bunun temel nedeni, İstanbul’un büyüklüğü ve yoğunluğu olmuş. Marvis, şehre ilk vardığında hem mekânsal hem de zihinsel olarak zorlandığını söylüyor. Özellikle ilk günlerde karşılaştığı pratik sorunlar bu hissi artırmış. Türkiye’ye geldiğinde henüz bir SIM kartı ya da mobil interneti olmadığını, bu yüzden şehir içinde hareket ederken büyük ölçüde kamusal Wi-Fi ağlarına bağlı kaldığını anlatıyor.
“İnternetim yoktu, mobil verim yoktu. Toplu taşımada ve yön bulmada Wi-Fi’a bağımlıydım.”
Bu durum, İstanbul gibi büyük bir şehirde yön bulmayı onun için zorlaştırmış. Ancak tam da bu noktada dikkatini çeken bir şey olmuş:
“Türk insanının ne kadar yardımsever ve empatik olduğunu fark ettim. Gerçekten bana çok yardımcı oldular.”
Marvis, insanların yalnızca yol tarif etmekle kalmadığını, problemi çözene kadar yanında kaldıklarını söylüyor.
İstanbul’da Sosyal Hayat ve Gençlik Kültürü
Marvis’e göre İstanbul’da şehirle kurulan ilişki sadece turistlere özgü değil. Şehri keşfetmek, aynı zamanda burada yaşayan gençlerin sosyal hayatının önemli bir parçası:
“İstanbul’da şehri keşfetmek sosyal hayatın büyük bir parçası.”
Kafeler, barlar ve arkadaşlarla şehir içinde dolaşmak, günlük yaşamın merkezinde yer alıyor. Bu durum Almanya’daki alışkanlıklarından oldukça farklı. Marvis, Almanya’da sosyal hayatının büyük ölçüde ev partileri ve paylaşımlı evler etrafında şekillendiğini söylüyor:
“Almanya’da partiler genellikle ev partileridir. Paylaşımlı evler çok yaygındır.”
İstanbul’da ise bunun çok yaygın olmadığını fark etmiş. Buna rağmen bu farkı bir sorun olarak görmüyor:
“Bu büyük bir fark ama adapte olabilirim. Şimdiye kadar oldukça keyifliydi.”
Zaman Algısı ve Günlük Ritm
Marvis, Alman kültürünün dakiklik ve düzenle anıldığını hatırlatıyor. İstanbul’da ise bunun oldukça farklı olduğunu gözlemlemiş:
“Burada zaman algısının daha rahat olduğunu hissediyorsun.”
Almanya’da sürekli dakik olmaya çalışmanın kendisi üzerinde baskı yarattığını söylüyor. İstanbul’da ise bu baskının daha az hissedildiğini ifade ediyor:
“Burada daha az baskı ve daha az stres var.”
İlk haftalarda bu rahatlığa alışmakta zorlandığını kabul ediyor. Ancak zamanla bu yaşam temposuna uyum sağlamaya başladığını söylüyor.
Toplu Taşıma: Hâlâ Bir Gizem
Marvis için İstanbul’un toplu taşıma sistemi hâlâ tam olarak çözülmüş değil:
“Toplu taşıma benim için hâlâ bir gizem.”
Almanya’da alışık olduğu gibi tek bir uygulamadan otobüs ya da tren saatlerini net biçimde görememek ona zor gelmiş. İstanbul’da otobüslerin ve toplu taşıma araçlarının kesin saatlere bağlı olmaması, deneyime dayalı bir sistem gibi hissettirmiş:
“Burada otobüslerin ne zaman geleceğini kesin olarak bilmiyorsun.”
Buna rağmen, bu sistemin bir şekilde işlediğini söylüyor. İnsanların bu duruma alışık olması, geç kalma gibi durumlarda daha anlayışlı bir ortam yaratıyor.
Kültürel Farklar: Yardımseverlik ve Trafik
Marvis’in Türkiye’de en çok dikkatini çeken farklardan biri, insanların yardım etme biçimi olmuş:
“Türk insanı gerçekten kendini senin yerine koyuyor ve sorun çözülene kadar seninle kalıyor.”
Almanya’da insanların daha çok kendi programlarına ve zaman çizelgelerine odaklandığını söylüyor. İstanbul’da ise bunun tam tersini deneyimlemiş.
Bir diğer büyük fark ise trafik:
“Trafik tamamen farklı.”
Marvis, yaya geçitlerinin işlevinin Almanya’daki gibi olmadığını, insanların sokaktan geçme biçiminin çok daha serbest olduğunu anlatıyor:
“Herkes her yerden karşıya geçiyor ve bu çok normal.”
Almanya’da böyle bir durumda sürücülerin sert tepki vereceğini, İstanbul’da ise bunun günlük hayatın olağan bir parçası olduğunu söylüyor.
Yabancı Olmak: Fiyatlar ve Davranışlar
Marvis, yabancı olmanın bazı durumlarda farklı muameleyle sonuçlandığını fark etmiş. Özellikle pazarlarda ve taksilerde bunun belirgin olduğunu söylüyor:
“Turistlere farklı davranıldığını hissediyorsun.”
Almanya’dan geldiğini söylediğinde fiyatların daha da yükseldiğini düşündüğü anlar olmuş:
“Almanya’dan geldiğimi söylediğimde fiyatların daha da arttığını hissediyorum.”
Türk gibi davranabilmek için dil ve aksan konusunda henüz yeterli olmadığını söylüyor:
“Türk gibi davranabilmem için dile ve aksana çok daha fazla alışmam gerekiyor.”
Buna rağmen genel yaklaşımı olumlu:
“Genel olarak insanlar çok misafirperver.”
Marvis, yabancı olduğunu öğrendiklerinde insanların onunla daha kişisel iletişim kurduğunu, sohbetin daha hızlı ilerlediğini söylüyor.
Türkiye’ye İlk Kez Gelecek Birine Tavsiyesi
Marvis’e göre İstanbul’da herkes için bir şey var. Bu nedenle tavsiyesini tek bir rota üzerinden değil, deneyim üzerinden kuruyor:
“Burada mümkün olduğunca farklı yemekleri denemek önemli.”
Bunun yanında, şehirde yaşayan insanlarla gerçekten iletişim kurmanın deneyimi derinleştirdiğini düşünüyor:
“İnsanlarla temas kurup onların sevdiği yerleri öğrenirsen, çok daha iyi bir deneyim yaşarsın.”
Din ve Günlük Hayat
Marvis, Türkiye’ye gelmeden önce bazı Erasmus öğrencilerinden kültüre dair bilgiler aldığını söylüyor. Buna rağmen İstanbul’daki deneyimi onu şaşırtmış:
“Şehrin ne kadar dindar olduğuna alışık değildim.”
Bu durumu Almanya’daki deneyimiyle karşılaştırıyor:
“Almanya’da din, günlük hayatın bu kadar içinde değil.”
Marvis, İstanbul’da dinin toplum ve şehir hayatı üzerindeki etkisinin daha görünür olduğunu net biçimde fark ettiğini söylüyor.
Bir Ayın Ardından
Yaklaşık bir aydır İstanbul’da yaşayan Marvis için bu süre, alışma ve gözlem süreci olmuş. Büyük bir şehirde, farklı bir kültür içinde yaşamayı öğrenirken, hem zorlayıcı hem de öğretici deneyimler yaşadığını anlatıyor.
